AKLINI NADASA BIRAKAN AYMAZ
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

AKLINI NADASA BIRAKAN AYMAZ

29 Ocak 2016 - 11:11

“İnsan ben deyince, nefsini göstermektedir.” İMAM RABBANİ

Diktatörler, milletlerini kayıtsız şartısız yöneten üzerine kan sıçramış zalimlerdir. Esed, Saddam, Hitler, Mussolini, Franco, Salazar, insanlığın yüz karası zalimleridir. Tarih, akıllarını öne çıkarmayan milletlerin  dikatatörlerini yaratıp, başlarına geçirdiğini yazar.

Yaşlı dünyamızda bir çok millet diktatörlerini yaratma ahmaklığını göstermişlerdir. Almyanya, İtalya, İspanya, Portekiz, Braziya, Urguay, Arjantin, Şili, Suriye, Irak, Romanya, Kuzey Kore ve daha bir çok millet.

Görülmüştür ki; diktatörlerin bir kısmı askeri darbe, bir kısmıda seçim ile iktidara gelmişlerdir. Milletlerin hangi yolla diktatörlerine kavuştuğunu okuyucu merak ediyorsa araştırıp öğrensin derim.

NERDE KALMIŞTIK

O diktatörler ki, gerçeği arama peşinde olmadıkları gibi, zahmete girmeyide sevmezler. Diktatörlerde ihtiras tavan yapar. Aşırı güç ve istek peşindedirler. Onlara sorarsanız. Herşeyi bilirler. Milletin başına ulema kesilirler. Öyle inandırmışlardır kendilerini. Siz onlardan dahamı iyi bileceksiniz. Kafalarında bambaşka bir gerçek yaratmışlardır. (Şişirilmiş yelken gibi egoları gerçeği görmeye engeldir.)

İmam Rabbani’nin yazımızın başında verdiğimiz sözleri zalimlerin ruh halini yansıtır. O zalimler ülkelerinin insanlarını kulları gibi görürler. Hatta o zalimler, daha da ileri giderek milleti yönetmek üzere Tanrı buyruğu ile görevlenrildikleri gibi hava yayarlar çevrelerine. Mutlak güce susamaları bitmez. Kaz adımları ile yürümeleri onlara ele verir.

Şair Eşref’in “Adem’in payesi arttıkça, hicabı azalır.” Sözleri diktatörlerin üzerine cuk diye oturur. Hiciv ustası EŞREF, (Kırkağaç’ta kaymakamlık yapmıştır.” İnsanın ulaştığı rütbe ve derece arttıkça hastalıklı kişilerin utanması kalmaz demeye getiriyor. Şair Eşref’in yukaradaki benzetmesini içine alınmayacak büyük şahsiyetlere insanlık alemi tanık olmuştur. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed S.A.V, Mevlana, Mevlena, Yunus, M.Kemal Atatürk, yüksek ahlaki meziyetlere sahip şahsiyetlerdir.

Diktatörlerini yaratan milletlere ayıp olmasın diye, bizde millet olarak zalim yaratma ahmaklığına düşmeyelim. Tarih geçmişte ders almaksa eğer. Ancak ülkemiz insanının aymazlığı, cehaleti, sorumsuzca hiç bir derinliği olmayan insanlara sergilediği fanatik bağlılık gibi “risk faktörleri” zalimleri başımızda görme şansının varlık sebebi olabilir. Bu hali ile ülkemiz insan profili kaygı yaratmakta, korkuya neden olmaktadır.

Diktatörlerin ruh sağlıkları incelendiğinde klinik birer vaka oldukları yargısına ulaşılmıştır. Kuzey Kore liderinin tutum ve davranışları insanlığa yakın tarihten bir örnek olarak verilebilir. Zalimlerin hastalıklı kişiliklerini ele veren davranışlarının sık sık medya aracılığıile dünya insanına servis edilmesinin amacı, insanlara zalimlerin nemenem insanlar olduklarını göstermektir.

Zalimlerin arasında şizofrenik tipler olduğu kadar nörolojik rahatsızlığı (beyin hastalığı) yaygındır.Millet olarak başımızda zalim görmek istemiyorsak yakışıksız benzetmelerden uzak durmak milletimizin hayrına olur.

Aksine, birinci sınıf bir demokraside yaşayan yurttaşlar olmak istiyorsak “aklımız teyakkuzda tutmak” bir başka ifade ile aklımızı “kırmızı alarmda” tutmak gibi bir duruş sergilerse insanımız milletimiz adına hayırlara vesile olur. Makbul olan davranış budur. Kısaca uyanık olmak zorundayız. Ülkemizin bireyleri olarak. Aksi halde? Varın siz düşünün. Mehmet Akif diyorki ;

Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık;

Silkinde, muhitindeki zulmetleri yak yık !

Bir baksana, gökler uyanık yer uyanıktır.

Dünya uyanık iken, uyumak maskaralıktır. Dizeleri ile tarihe not düşerek milletini uyarmak zorunda hissetmiştir kendisini.

Allah; akıl adı verilen yeti ile yaratmıştır insanı. Aklın görevi ise düşünmektir, gerçekleri arayıp bulmaktır. Akıl bunun için yaratılmıitır. Bu özelliği ile akıl kendini çevirmek isteyen karanlıklara karşı uyarandır.

Akıl yetisi ile dünyaya gelen insan, ahmaklık sergiliyorsa, yaradana ters düşmüştür.

Zil sesini Pavlov’un köpeğini harekete geçirmesi gibi. Zil sesi burada uyarandır. Milletler kaderlerini nasıl bir yönetim altında yaşamak istediklerini kendileri belirler, düşünce ve duruşlarıyla.

Bu nasıl bir kadercilik anlayışıdır ki “Aklını nadastan” çıkaramayan insanlarımıın büyük çoğunluğu “kapıldım gidiyorum, bahtımın rüzgarına şarkısını mırıldana mırıldana, rahmeti rahmana kavuşmaktadır.

Aklını öne çıkaran bilinçli yurttaşlar olarak ahmakların çağ dışı kadercilik anlayışına itirazımız var. Çünkü o ahmaklar yüzündendir ki insanlık acı çekmekte, kıvranmakta çile doldurmaktadır.

Dilek ve temennimiz o dur ki, büyük önderimiz Atatürk’ün ifadesi ile “fazilet ve ahlaka müstenit (dayalı) cumhuriyet yönetimi milletimize bir kaç beden bol gelmiş olmasın.

 

Bu yazı 2378 defa okunmuştur .