ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE IŞIĞINDA MİLLİ EĞİTİMİMİZ
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE IŞIĞINDA MİLLİ EĞİTİMİMİZ

21 Kasım 2016 - 11:14

ATATÜRK Diyor ki; "Dünyada her şey için, medeniyet için, başarı için, en geçerli kılavuz bilimdir, fendir. Bilim ve fen'in dışında kılavuz aramak CEHALETTİR, SAPKINLIKTIR."   Bugünküler gibi sandıktan çıkmış Milli irade temsilcileri TBMM'nde 14.06.1973 tarihi, 1739 sayı ile çıkardıkları MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNUNDA Türkiye Cumhuriyet'i devletinin eğitim ve öğretim alanında görev ve sorumlulukları ile ilgili temel hükümleri belirlerken, Türk Milli Eğitimini bütün fertlerini aşağıda yazıldığı amaçlar doğrultusunda yetiştirilmesini hükme bağladılar.    Bu amaçlar neydi; "Ülkemiz fertlerini Atatürk İnkılap ve ilkelerini ve anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin Milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen koruyan ve geliştiren ailesini ve vatanını seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve anayasamızın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan  demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren yurttaşlar olarak yetiştirmesini emretmiştir.    1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun genel amaçlarını belirleyerek devletimizi ve milletimizi yöneten hükumetlerin önüne koymuştur.  Milli Eğitim Temel Kanunun genel amaçları arasındaki her sözcük tek tek incelendiğinde, bu kanunla yetiştirilmesi istenen insan tipinin neresi eksik ki ? Evet olsa olsa birilerinin aklından geçen ve kamuoyu ile paylaştığı gibi Dindar ve Kindar nesiller sözcükleri amaçlar arasına bilerek alınmamıştı. Böyle bir insan tipinin yetiştirilmesi günümüz dünyası açısından "İnsani ve İslami" bulunmadı ki adı geçen yasanın altında Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'nın imzası vardı.    O günden bu güne kırk yıldır iktidara gelen ki çoğunlukla muhafazakar görüntülü gerici iktidarların bağnaz yöneticileri; insanımızı ve milletimizi çağdaş dünyaya taşıyacak Milli Eğitim Temel kanunun amaçları işlevsiz hale getirmek için ellerinden gelen ne kötülük varsa ardına koymadılar. Hangi birini anlatalım ki. Gazetemizin sayfa imkanları sınırlı. Uzun uzun yazamıyoruz. Okuyucular bağışlasınlar.   Sonra ne oldu; Eğitimin iki önemli ögesi öğretmen ve öğrenciler çağ dışı tutucu eğitim kalıpları içinde tutularak, hapsedilince "Ayçiçeği gibi ışığı takip etmek yerine", ışıktan kaçınıldığı içindir ki, iktidarların ağızlarından düşürmedikleri "MUASIR MEDENİYETLERİN ÜZERİNE ÇIKAMADIK"   Daha geçen gün ülkelerin eğitim kalitesini araştıran bir araştırmada 38 OECD ülkeleri arasında sondan 4. sıraya yerleştik. Ancak 35. olabildik.    Daha sonra ne mi oldu ; Uzun yıllar öncesinden başlayarak 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun amaçları gerici iktidarların ideolojilerine kurban verilmeye başlanınca olanlar oldu. Fetullah Gülen isimli din adamı görünümlü şahsın kurduğu, başlangıçta topluma "Hizmet hareketi" olarak lanse edilen, oluşum, zaman geçtikçe izledikleri gerçek niyetleri doğrultusunda evrilerek fincancı katırlarını ürkütmeden yetiştirilen dindar görünümlü militanlar eliyle devletimiz içinde paralel devlet yapılanmasına girdikleri anlaşıldı. Devletimizin tüm kurumlarına sızan gravatlı, diplomalı, kariyerli, rütbeli, cübbeli, sarıklı hainler 15 Temmuz'da başımıza bomba olarak yağdılar. Milletçe şaşkındık. Birçoğumuzun ağzı açık kaldı. İçimizden bu kadarı da olmaz diyenler çıktı. Aldatıldık, kandırıldık diyenler oldu. Bunu söyleyenler için "Ne derece samimiler, orasını Allah bilir" diyenler var. Yorumu vicdanlara havale ediyoruz. Kan ateş, gözyaşı içinde bir ülke olduk. Buna rağmen neme lazımcılık almış başını gidiyor, bana dokunmayan yılına bin yıl yaşasın diyenlerin sayısında azalma yok. Ülkemiz insanın bu aldırmazlık anaforunda herkese sokacak kadar yılan üreyeceğini düşünebilmesi için millet olarak başımıza daha ne gelmeli ki, uyanalım. Bu nasıl bir narkotik uyku...   Türk Milleti AGNOTİZM bilimini kullanarak, (Devletin güçlü kurumları ve medyayı) iktidarda kalan kişi veya siyasi oluşumların arkasına takılıp gitmek yerine ülkemizde olan biteni anlamak için düşünmeli, anlamaya çalışmalı sorgulamalı. Bunun için insan olduğumuz hatırlamak yeterlidir.    Asıl konumuza gelirsek; Eğitim sistemleri ve öğretmen: Ülkelerin eğitim sistemlerinin en önemli ögesi   öğretmen olduğu kabul edilmektedir. Sistemin başarısı öğretmenin başarısına bağlıdır. Hiç bir eğitim modeli modeli işletecek, uygulayacak öğretmenin kalitesinden ayrı yapısal üstünlükte değildir. Modelin üstünlüğü, modelin kalıcı, yaratıcı ve yapıcı özelliği eğitim ve öğretim elamanlarının üstün özelliklerinden gelir. Eğitim sistemi üzerinden bir yenileşme, yeni bir düzenleme yapılırken, öncelikle bu eğitim programlarını uygulayacak öğretmeni yetiştirmek, donatmak, sistemi işletecek hale getirmek gerekecek. AKP'nin eski Milli Eğitim Bakanlarında itiraf etme erdemini gösterdiği gibi, Milli Eğitimimiz Yazboz tahtasına dönünce eğitimimiz Milli olmaktan uzaklaştırıldı. Müfredat programları, sınav sistemlerini sık sık değiştirdiler. Bu durum öğretmen, öğrenci, veliler, yöneticilerin şikayetçi olmalarına neden olduğu halde "Dediğim dedik, Çaldığım düdük" diyenler, bu konunun uzmanı bu konuda kafa yormuş kişi ve kurumlarca uyarılmalarına rağmen geri adım atmadılar   Ülkemizde Milli Eğitim İşleri nasıl yürütülüyor; İktidarlar benimsedikleri ideolojiler doğrultusunda öğretmen ve öğrenci yetiştiriyorlar. Sistemimizi, ideolojilerine göre kurguluyorlar. Bunun sonucu ne oluyor. Öğretmenleri bölüyorlar. Bizden olanlar, bizden olmayanlar. Okulların ve kurumların başına, liyakatına bakmadan, yöneticiler atıyorlar. Bu yöneticiler eliyle öğretmen öğrenci ve velileri baskı altında tutmaya çalışıyorlar. Bunun sonuncunda ne oluyor. Okullarımızdan Milli Eğitim Kanunun amaçlarına uygun fertler yetiştirmek yerine militanlar çıkıyor. FETÖ Militanları gibi.. Sonra bu militanlara iktidara yakın sendikalar, dernekler kurdurarak siyasete okullara Milli Eğitim kurumlarına sokarak millete en büyük kötülüğü yaparken, olan çocuklarımıza gençlerimize oluyorlar. Bu ülkenin onurlu yurttaşlarından kendileri gibi düşünmeyenleri bertaraf edip, canını okumayı marifet sanıyorlar. Sonra da birlik ve beraberlik içinde olmalıyız diye nutuk atıyorlar TV ekranlarında..  Meslektaşlarımın 24 Kasım öğretmenler gününü en içten duygularımla kutluyorum. 

Bu yazı 2078 defa okunmuştur .