AYDINLIĞIN USTALARINDAN UĞUR MUMCU
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

AYDINLIĞIN USTALARINDAN UĞUR MUMCU

24 Ocak 2016 - 14:00

“VURULDUK EY HALKIM”

Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar ağabeyimiz, babamız yaşındaydılar.Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı, ya da susmuşlardı olup bitenlere.Öfkelerini birgün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlükler adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.

   Bağnazlığa, yobazlığa teröre karşı gözüpekliğin ve akılla bilgiyle savaşımın simgesi UĞUR MUMCU, 22 Ağustos 1942’de Bozkır’ın çocuğu olarak Kırşehir’de dünyaya geldi.Güçlü hukukçuluğunun temelinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi vardır.

   Yön dergisinde başlayan gazeteciliğinde 1960’ lı yılların devrimci yayın organları olan Türk  Solu, Devrim, Ant dergilerinde yazdı ve çalıştı. 12 Mart 1971 Faşist Cunta döneminde hocası  ve adaşı Prof. Uğur Alacakaptan ile birlikte tutuklanır.

   Bugünkü gibi o günlerde de adalet yoktur. 7 yıla mahkum edilen Uğur Mumcu cezasının Yargıtayda bozulmasıyla kurtulduğunu sanır. Cezaevinden kurtulmuştur ama askerliğini “Sakıncalı Piyade” olarak yapmaktan kurtulamaz.

   Ogünlerde yaşadıklarını SAKINCALI PİYADE adıyla ölümsüzleştirir. Sakıncalı Piyade, Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenir ve büyük ilgi görür.12 Mart dönemini iğneleyen bir siyasal taşlama, bir gülmece başyapıtıdır, Sakıncalı Piyade. Öyle bir başyapıttır ki yayınlandığı 1977 yılında 12 baskı yapar.

   Politika gazetesinde, Çivi dergisinde yazar, 1974-1975’te Yeni Ortam’da köşe yazılarını yazmaya başlar.1975’ten başlayarak Cumhuriyet Gazetesinde “GÖZLEM” adını verdiği köşesinde 1991’e kadar yazar.Cumhuriyet’in çizgisini değiştirmeye başlayan bir yönetimin eline geçmesiyle 6 Kasım 1991’de İlhan Selçuk ve 80 kadar Cumhuriyet çalışanıyla gazeteden ayrılmak zorunda kalır. Bu ayrılık 8 Nisan 1992’ ye kadar sürer. Okur tepkisinin ve Cumhuriyet ilkelerinin buluşmasıyla gazete çizgisine yeniden kavuşur.Bir suikastta kurban gidip öldürüldüğü 24 Ocak 1993 gününe kadar Uğur MUMCU gözlemiyle buluşturur okurlarını.

  Uğur Mumcu, “ Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz” ilkesini ülkemizin gündemine hiç çıkmayacak biçimde yerleştiren bir düşünce adamıdır.

  1979’da Türk Hukuk Kurumu’nca “Yılın hukuçusu, Çağdaş Gazeteciler Derneğince” köşe yazısı dalında “Yılın Gazetecisi” seçilir. Uğur Mumcu ülkemizde araştırmacı gazeteciliği öncüsüdür

   Terör’ün kaynağı silah kaçakçılığının mafyanın, şeriatın kaynağı islami sermayenin, dış kaynaklı bölücülüğün amansız izleyecisidir ve elbette hedefidir.

   Abdi İpekçi suikastinin sır perdelerini aralamaya çalışan Papa suikastinin arkasındaki gerçeği araştıran, mafya ve iş birlikçilerinin ipliğini belgelerle pazara çıkarmayı başaran örnek bir usta gazeteci ve düşünce adamıdır.

   Ödünsüz Atatürkçü, Cumhuriyetçi, Laik, Halkçı, Demokrat ve Devrimcidir.68 kuşağının yürekli, öfkeli, devrimci genci, bilge konuşmacısıdır.Düşündüklerini yazan yazdıklarıyla aydınlığımıza onlarca kitap katan, ülkemizdeki iki baskı döneminin 12 Mart ve 12 Eylül’e direnen yazarıdır. Bilgiyle sanatı, sanatla insanı, insanla siyaseti, siyasetle bilgiyi buluşturan aydındır.Hemen hemen her yıl bir kitap yazar.1975: Suçlular ve Güçlüler, 1977: Mobilya Dosyası, 1978:Büyüklerimiz, 1979: Söz Meclisten İçeri, 1980: Tüfek  İcat Oldu, 1981: Silah Kaçakçılığı ve Terör,1982: Terörsüz Özgürlük, 1984: Papa, Mafya,Ağca, 1985: Devrimci ve Demokrat, 1986: Sosyalizm ve Bağımsızlık, 1987: İnkılap Mektupları, 1988: Bir Uzun Yürüyüş, 1990: 40’ların Cadı Kazanı, 1991: Kürt-İslam Ayaklanması, 1992: Gazi Paşa’ya Suikast, 1993: Kürt Dosyası ve daha onlarca kitap

   Yaşamıyla, yazdıklarıyla olduğu kadar ölümüyle de demokrat, devrimci, laik, yurtsever insanlara direnç sunmasını bilen Uğur Mumcu aydınlığına kendi sözleriyle merhaba dersek ;

“Birgün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi, birgün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi.Özgürlüğe adanmış bir top çicek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi,unutma bizi”.

   Dünyanın en güç işi bir ömür dimdik  ayakta durmak; geçmişi ve geleceği tutarlı olmaktır. Bu bir “Güç Zeannattır”. Bu güç zeannat kişilik ister, inanç ve direnç ister ; yürek ister.İnanç hipodromlarındaki bu bayrak yarışında ipi göğüsleyenin bir elin parmaklarıyla sayılacak kadar az bulunduğu ülkemizde, kalemini satmayan aydınlık ustalarından Uğur MUMCU’yu 24 Ocak 1993’te kaybettik.

   Türk halkının zihninde unutulmaz izler bırakan usta gazeteciyi ölümünün 23. Yılında saygıyla ve rahmetle anıyoruz..

 

Bu yazı 2815 defa okunmuştur .