Dahi “ATATÜRK”
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

Dahi “ATATÜRK”

31 Mart 2016 - 18:27

İktidar yanaşması Eğitim Bir-Sen yönetimi Kemalist ideolojiyi yansıtan müfredatın ders kitaplarından çıkarılması için savaş açtıklarını ilan ettiler. Eğitim Bir-Sen yönetiminin söylemleri, bana güzel Türkçemizde ki “kuduz gibi saldırmak” deyimini hatırlattı. Meczuplar kafasından çıkabilecek sözler. Türk milletinin sinir telleriyle oynuyorlar. Belli ki sendika üst yönetimine gelmiş kimseler efendilerine göz kırpıyorlar. Biliyorlar ki Kemalist ideolojiye ne kadar çok saldırırlarsa karşılığını o kadar çok görecekler. Bu hesabın içindeler. Gittikleri, tutturdukları yol yol değil. Çağ dışı artıkların ucuz söylemleri. Yadırganmamalı. Atatürk’e saldırarak nemalanıyorlar. “Kimin arabasına binerse onun türküsünü çağıranlar” soyundan bunlar deyimi tamda bu kafalar için söylenmiştir.

Jonathan Swift diyor ki; “dünyaya gerçek bir dahi geldiğinde onu şu işaretlerden tanıyabilirsiniz. Bütün ahmaklar ona karşı birleşmiştir”.

İnsanlar her zaman büyük adamlara layık olamamışlardır. Gelmiş geçmiş dâhilerin büyük fikir ve sanat adamlarının çoğu hak ettikleri saygıyı, anlayışı göremediler. Peygamberlerin, velilerin, şairlerin, bilginlerin hatta milli kahramanların tarihin her döneminde uğradıkları ağır hakaretleri düşünürsek, insanların büyük yaratıcılara karşı olumsuz davrandıklarını anlarız. Kur-an başından sonuna anlayışsızlıkla, ahlaksızlıkla, vicdansızlıkla savaşır. İsa çarmıha girilmiştir. Gök bilimci Giordano Bruno ateşte yakılarak öldürüldü. Mevlana ise en ağır iftiralara uğramış, ömrünce yaralı yaşamıştır. Büyük besteci Schubert, besteleri elinde kapı kapı dilenmez miydi? İçlerinde kaçı anlaşılmış, takdir görmüş, rahat bir nefes alabilmiştir?

Milletlerine, memleketlerine büyük hizmetler etmiş nice kahramanların sonu bahtsızlık, yoksulluk olmadı mı? İnsanlar kendilerine yeni düşünceler, yeni değerler, eşsiz düşünceler getiren nadir yaratılışları horlamış büyük değerlere layık olmadıklarını her çağda göstermişlerdir. Hatta devrin aydınları, bugün olduğu gibi kuvvet, kudret, itibar sahipleri bile bilgisizin, kara cahilin arkasından yürümüştür. İnsanlık her çağda yetiştirdiği büyük adamların gerisinde kalmıştır. Bağrından fışkıran dehalara hor bakmış, hakaret etmiş çoğunun kadrini bilmemiştir. 
Atatürk büyük bir fikir, bir sanat adam değil sadece büyük bir kişi değil, hayatı ile kişiliğiyle tanıdığımız insandan çok fazla canlı bir düşüncedir. Türk milleti Atatürk’ü bir milli kahraman bir kurtarıcı olarak bağrına basmasını bildi. Onu başı üstünde taşıdı. Sevdi, saydı, en güzel duygularla ağırladı. Biz insan olarak Atatürk’ü severiz de, kurtarıcı fikir olarak yere vurabiliriz de. Milli bir kahraman ve vatan kuran bir yiğit olarak kalplerimiz de ağırlarız da. Sembol Mustafa Kemal’i hor görür heykellerini kırmaya kalkışabiliriz. Bir vatan çocuğudur. Zamanında büyük işler başarmıştır, yurdumuzu tutsaklıktan kurtarmıştır da getirdiği fikre, işaret ettiği yollara yine de yabancı kalabiliriz. Hatta büyük insan olarak tanıdığımız kahramanı yarattığı düşünceye kurban eder, onun yararlılıklarını, kahramanlıklarını unutur, unutturmaya çalışırız bugünler de olduğu gibi. O zaman tarih önünde Atatürk’e layık olmadığımızı ispat ederiz. Bir peygamberi çarmıha gerenlere döner, azizleri, velileri ateşte yakanlarla bir oluruz. Onların zulmüne anlayışsızlığına ineriz. 

Atatürk’ü bir insan, bir kahraman olarak ağırlamasını bilen Türk milletinin ona bir fikir olarak da gereken saygıyı göstermesi gerekirken, bugün geldiğimiz noktada; Atatürk’ün manevi sahsına, kurduğu Cumhuriyete, gerçekleştirdiği tüm devrimlerine ağır hakaretlerde bulunan, tahammülsüzlük gösteren ahmakların milletimizin içinden çıkması üzüntü verici olduğu kadar, kalın kafalılık değil de nedir? 

Atatürk çağdaş düşüncenin sembolüdür. Onun için mi karşı oluyorlar ahmaklar? Atatürk düşüncesine, Cumhuriyete, devrimlerine… Onda ki ne kudrettir ki düşmanlarına istemeye istemeye ölüm yıldönümlerinde, kurtuluş günlerinde hazır ola geçirip kendisine övgü dolu sözler söyletebiliyor, yazdırabiliyor şeref defterlerine.
Temelleri çok önceden atılmış ahlak dışı bir gelişim, şu son yıllarda azalacak yerde artmış olduğunu görmek, iyi niyet sahibi yurttaşlarımız uykularını kaçırıyor. 

İçine düşürüldüğümüz çıkmazın en korkunç yanı da buradadır. Ekonomik düzelmeler ne olursa olsun, bir ahlak düzelmesi ile desteklenmedikçe kalkınmamız hayal olmaktan ileri gidemeyecektir. Ülke olarak yarınımızı güvende saymamıza yardım edecek bir ortamdan çok uzaktayız. Asıl kötülükte Atatürk devrimlerine karşı olan ve amacına erişmek için her yolu meşru sayan gözü dönmüş bir kitlenin iktidardan gitmemek için giriştiği savaşta yenilgiyi kabul etmeyerek, olan gücüyle Atatürk’e, Cumhuriyete ve devrimlerine saldırmasıdır. Bu şartlar içinde Atatürkçü namuslu aydınlara düşen tek bir cephede toplanmaları, ütopyaları bir yana iterek günümüzün şartlarında aralarında birlik sağlamalıdırlar. 
Bugün ülkemizde izlenmesi bile gözlerimizi yoran hızlı bir tahterevalli oyunu, bir köşe kapmaca oynanıyor. Politika hayatımızda ki dalgalanmalardan başımız döndü. Döneklikte, yalancılıkta, iftira da, hırsızlıkta böylesine bir ustalığın karşısında, insanlığımızdan utanıyoruz. 
İngiltere Başbakanı David Lloyd George diyor ki; “yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, 20. Yüzyılın dâhisi Türklere nasip oldu”. 
Atatürk diyor ki “ Vatan mutlaka selamet bulacak. Millet mutlaka mutlu olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini memleketin ve milletin selameti için feda edebilecek vatan evlatları çoktur!

 

Bu yazı 3249 defa okunmuştur .