GÖRMEMİŞ GÖRMÜŞ, BAYILMIŞ ÖLMÜŞ !
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

GÖRMEMİŞ GÖRMÜŞ, BAYILMIŞ ÖLMÜŞ !

21 Mart 2016 - 12:12

Toplum hayatımız içinde aç veya yoksulken  şu veya bu sebeple sonradan varlığa kavuşan görgüsüz kimseleri çevrenizde görürsünüz. Bu  kimseler gülünç duruma düştüklerine aldırmadan tam bir soytarı aldırmazlığında  görgüsüzlüklerini sergilemekte sakınca görmezler. Böyle kişileri bir dereceye kadar anlar, hatta hoşgörü ile karşılar güler geçeriz. 

Oysa; birde devlet hayatında hak ederek veya etmeyerek üst düzey makamlara gelenler arasında görgüsüzleri görünce öfkelenir, bu insanları kınarız. Böyle kimseler için aklımızdan bir sürü düşüncelere gelir geçer, ister istemez. 

Hepiniz bilirisiniz ki, devlet ve vatandaşlar olarak borç sarmalı içinde debelenip duruyoruz. Toplum hayatı, gerekse devlet hayatı içinde bir takım insanlar gülünç duruma düştüklerine aldırmadan görgüsüzlüklerini sergileye sergileye rahmeti rahmana kavuşurlar. Toplum hayatındaki kimselerin kendi varlıklarına dayanarak, görgüsüz bir yaşam sürdürmelerine bir diyeceğimiz olamaz. Ancak, devlet hayatındaki sonradan görme görgüsüzler, kendi varlıklarından değilde senin benim vergilerimden oluşan, devletin parası ile görgüsüzlüğünü sergiliyor ise, devletin hangi kademesinde olursa olsun, bu tür görevlilerin şımarıklığına göz yumamayız, yummamalıyız. Bu görevlilerin devlet hazinesinden yaptığı israfı hoş göremeyiz. Devlet hazinesindeki paranın her kuruşun da fakir fukaranın garip gurabanın hakkı vardır. Gerçek bu olduğu halde "ne oldum delisi" bazı yöneticilerimiz dünyanın en ileri, en büyük ekonomilerinin yönetenlerle boy ölçüşmeye kalkışmalarına biat edenler hariç, bilinçli yurttaşlar olarak itirazımız var. 

Son yıllarda başımızda gördüğümüz dinci iktidarda, her türlü israf almış başını gidiyor, görgüsüzlük anaforu içinde. Nitekim eski bir meclis başkanı Sn. Bülent Arınç" Devletteki israfı önleyebilirsek vatandaştan vergi alamaya gerek kalmaz" diyebilme erdemini gösterebilmiştir. Görgüsüzlükleri o kadar göze batıyor ki, vatandaşlar olarak halimize bakıp, "gülelim mi, yoksa ağlayalım " mı ? şaşıp kalıyoruz. Bu yöneticiler soyunun gülünç duruma düştüklerinin farkına varmamaları düşünülemez. 

"Soyu soydan, köpeği mandıradan almalı" söz gurubunun ifade ettiği yöneticiler soyundan olma adamları başımıza getirememizden olmalı ki millet olarak başımıza musibetin biri gidiyor, diğeri geliyor. 

Atatürk diyor ki; "Tarihimizi tetkik ediniz, Türk'ün çektiği felaketler, maruz kaldığımız tehlikeler ve musibetler kendi öz benliğimizi, milli varlığımızı inkar ederek, nereden geldikleri, hangi nesle mensup oldukları belirsiz bir takım kimseleri, kendilerine reis tanıyarak onların şuursuz bir vasıtası mevkiine düşmüş olmamızdandır." der. 
Ülkemizin bugünkü fotoğrafını göz önüne aldığımızda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yukarıda belirttiğimiz sözlerine hak vermemek elde değil. (yolsuzluklar, terör, kan, göz yaşı, şehitler, yetimler, yüreği yanan analar, babalar, kardeşler, eşler) 

Bu yöneticiler soyunun iktidarda kalmak için sana, bana, ona, attığı kemiklere küçük çıkarlarımız uğruna aldanırsak vatanın parçalandığını, gidilen yolun yol olamadığını kavrayamazsak sonumuzun Ortadoğu halklarının duruma düşmek olacağını anlamak için akıl satın alınamayacağına göre, küspecilerin sarı inek kadar sezgimiz yok mu? insan olarak. !

Son Söz

Yöneticilerimizi yüksek ahlaklı, soyu sopu belli, devleti yönetecek kalitede donanımlı, insan haklarına saygılı ve erdemli kişilerden seçmeyi başaramazsak karanlıklar treni yoluna devam eder, geleceğimizden kuşkulu insanlar olarak yaşar gideriz. 

Bu yazı 3613 defa okunmuştur .