Laiklik ve Din
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

Laiklik ve Din

07 Nisan 2016 - 12:51

Atatürk diyor ki; “ Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Türk Milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat hakikate nasıl inanıyorsan öyle inanıyorum.” (Şubat 1924)
Yüzyıllardır gizli ve güçlü bir ses Müslüman dünyasına şöyle fısıldıyordu. “ SİZ DÜŞÜNMEYE, ANLAMAYA DEĞİL, İNANMAYA MECBURSUNUZ”.
O gizli ve güçlü ses Müslüman âlemine inanmaya mecbursunuz derken, Allah‘ın insanı akıl adı verilen yeti ile yarattığını görmezden geliyor, yok sayıyordu.
Hâlbuki aklın görevi düşünmekti, gerçekleri arayıp bulmaktı. Kendini çevirmek isteyen karanlıkları duvarları yok etmek aşıp geçmekti. Bunun için yaratılmıştı. Onun bu görevi kutsaldı, doğaldı, önlenemezdi. Bunu engellemeye çalışmak, onu yaratana bir nevi başkaldırmaktı. 
Özgür akıl, özgür düşünce uygarlığın, insanlığın öz kaynağı idi. İnsanı bu öz kaynağından yoksun bırakmaya çalışmak insanoğluna yapılabilecek kötülüklerin en büyüğü idi.
Türk Ulusu, bu yaşam kaynağı, bu uygarlık kaynağı, bu insanlık kaynağından yoksun bırakılmak istenmişti. Hâlbuki Türk Ulusunun yaşaması, bu kaynaklardan kana kana içmesine bağlı idi.
Düşüncede ve inanışta büyük bir devrim yapmak gerekiyordu. Bu devrim büyük meydan savaşlarından daha zorlu idi. Çünkü yüzyılların hesabı görülecekti. 
Tevfik Fikret’in dediği gibi;
Bunu kimden fakat ümit edelim;
Bu azim inkılabı, hilkati kim?
Hangi kuvvet taahhüt eyleyecekti? 
Evet, yaradılışın bu en büyük devrimini başaracak büyük insan Türk ulusunun bağrından doğmuştur.
Türk’ün bu en büyük evladı, ilkin büyük bir zafer kartalı olarak görüldü. Ordular yenen, kalpler fetheden bir zafer kahramanı. Bu büyük kahraman, en büyük kuvvet olan, akıl gücünden bilimin aydınlığından kuvvet alıyordu. İşte bu büyük devrimi, bu eşsiz kahraman taahhüt etmişti, o yapacaktı. Evet o yapacaktı, büyük işlerin adamı “MUSTAFA KEMAL ATATÜRK”.
İşte laiklik bu büyük devrimin adıdır.
Laiklik özellikle, dinsel bağnazlığın, kafalar ve vicdanlar üzerindeki baskısını kaldırmak amacıyla doğmuştur. 
BAĞNAZLIK VE GERİCİLİK
Bağnazlık hangi alanda olursa olsun bir inanış, bir görüş ve düşünüş tekelciliğidir. Bağnazlık bir insanın yalnızca kendi inancının biricik gerçek olduğunu sanması, üstelik bu inancını zorla kabul ettirmeye çalışması demektir. Bu bakımdan bağnazlık, insan onurunun, kendi beğenmişliğin, aynı zamanda duygu ve düşünce darlığının bir ifadesidir.
Devrim ise bir ulusu uygar uluslara çıkarmak için sarf edilen çabaların hepsine birden dendiğine göre devrim düşmanlığı olan gericilik (irtica) bu çabaları baltalama biçimidir. Tarihimizde ki Patrona Halil İsyanı, 31 Mart Vakası, Şeyh Sait isyanları, Menemen Olayı, Sivas’ta 32 Aydının yakılması Çorum ve Kahramanmaraş olayları bağnaz ve gericilerin çıkardığı isyanlardan bazılarıdır. 
Cumhuriyetin en büyük eseri, “LAİKLİK DEVRİMİDİR.” Cumhuriyetçilik, Devletçilik, Devrimcilik, Halkçılık, Milliyetçilik ancak Laik bir düşüncenin temelleri üzerinde yükselebilirdi. Nitekim öyle de olmuştur.
Laik olmayan bir devlet demokrat olamaz. Çünkü demokrasinin ilk koşulu düşünce ve vicdan özgürlüğüdür. Türk ulusunun özgür ve bağımsız, uygar ve ileri bir ülke olabilmesi ancak bu prensibe sıkı sıkıya bağlı kalmasıyla mümkündür. 
“Allah ile kul arasına girilmez” atasözümüz Türk’ün ruhunda ki özgürlüğünü ve köklülüğünü ne güzel anlatmaktadır. Laik olmayan bir toplumda din özgürlüğü değil ancak din baskısı vardır. 
Laisizmle din, vicdanlarda en kutsal, en dokunulmaz, en itibarlı, en yüce yerini almıştır. Laiklikle kalkan şey, din değil softalığın, yobazlığın egemenliğidir. 
Bir ulusun iki safa ayrılmasını ve birbirlerini yobazlık veya zındıklıkla damgalamalarını önlemenin yegâne çaresi ve en etkili ilacı “LAİKLİKTİR.”
9 Nisan 1928 Laikliğin ülkemizde kabul edildiği gündür. Ulusumuza bu güzel devrimi kazandıran başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere 1928 yılı TBMM’si vekillerine şükranlarımızı ifade etmek, kadirşinaslık olduğu kadar vefa borcudur. Laikliğin kabulünde emeği geçen devlet büyüklerimizi minnet duygularıyla rahmetle anıyoruz. 

 

Bu yazı 2761 defa okunmuştur .