OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH

20 Aralık 2016 - 12:11

Ülke olarak FETÖ, PKK, DEAŞ terörü ile uğraşırken bir yandan iktidar, ana hatlarıyla medyadan öğrendiğimiz kadarıyla Türk tipi başkanlık veya, Cumhurbaşkanlığı adı altında tamamen keyfe  bağlı bir yönetim anlayışı için parlementer demokrasimizi tasfiye edip, devletin güç ayakları olan üç erki (Yasama, yürütme, yargı) tek adam eline bırakmak için akla hayale zor gelecek ince tuzaklar ile dolu anayasal çalışmalar içindedir.

Mevcut anayasal sistemde Cumhurbaşkanına verilen yetkiler az gelmiş olmalı ki; çağdaş dünyanın hiç bir ülkesinde verilmeyen yetki ve düzenlemeler ile tek adam rejimini hortlatmaya çalışıyorlar. 

Bugün ülkemiz insan varlığı ve her alandaki yüksek potansiyeli ile bir yönetim kusurunun sıkıntılarını yaşamaktadır. içte ve dışta uygulanan yanlış politikaların sonucudur, milletimizin başına gelenler. 
Oysa işlerimizi yoluna koymaya gücümüz vardır. Bu gücün yönlendirilişi ve kullanılışı sorunları ile karşı karşıyayız. 

İktidar, kendileri dışından tamamen vatansever duygularla kişi ve kuruluşlardan gelen uyarıları dinleme ve dikkate alma erdemini göstermekten uzak bir anlayışa saplanmıştır. 'OLDU DA BİTTİ, MAŞALLAH' hazırlığı içindedir. 

Bugün, tıpkı 1919 mayısından bir kaç ay sonra Anadou insanına hakim olan 'BÖYLE YAŞANMAZ' kıpırtıları içine girilmiştir. Can ve mal enmniyeti tehlikeye girmiştir. 1919 Mayısı öncesi aydınlar, esnaf ve halk 'ŞU ÇETELER, KOMİTELER, BASTIRILSIN YETER !' diyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada da Türk Halkı aynı düşünceler içine girme yolundadır. 


Yakın tarihimizden biliyoruz ki; Mustafa Kemal, Türk'ün kurtuluş savaşını yönetirken kafasındakinin tam aksine, en yakın silah arkadaşlarının içinde yatan emelin, imparatorluğun yeninden örgütlenmesi, eski devletin yenilenmesi olduğunu zaman içinde öğrenmesine rağmen, Refet bey, Rauf bey, Hüseyin Avni bey, Bekir Sami beyleri, Halide Edip hanımları, Ali Rız Paşa, Salih, Paşa, Nurettin Paşaları yok sayıp 'BENİM GİBİ DÜŞÜNENLER' arkamdan gelsin bağnazlığına düşmeden, O arkadaşları ile sonuna kadar tartışmayı sürdürdü, yeni durumlar ve gelişmeler içinde gerçekleri konuştu. Kimseyi cehalet ve vatan hainliği ile suçlamaya kalkışmadı. Bilinç uyandıkça sevindi. Ulusal güç büyüyünce onurlandı ve doğru yolda olduğuna inandı. 
BUGÜN BİZİ YÖNETMEYE SOYUNANLARIN, MUSTAFA KEMAL'İN YAPTIĞI GİBİ ULUSAL GÜCÜ BÜYÜTMEK GİBİ GAİLELERİ VAR MI ? 

Varsa yoksa kendileri. Eski çağ insanları gibi putperestler, biri veya birilerine tapma yolundalar. Onlar Başkanlıkla yatıyor, kalkıyorlar. İçlerinden birini başkan yapınca ülke süt liman olacak sanıyorlar. Böyle şartlandırmışlar kendilerini. Korkuları iktidardan düşersek tutulan kısrak gibi hesap vermek istemiyorlar. İnsanlık tarihi örneklerle dolu. Yanlış yapanlar günün birinde milletine hesap vermekten kurtulamıyor, şu veya bu biçimde. FETÖ örneğinde olduğu gibi.

İktidar kanadı meclis aritmetiği değişmedikçe, ülkemizin içinde yaşadığı kargaşa kalkmaz anlayışı içindedir. Oysa bugün ki bunalıma meclis aritmetiğindeki büyük üstünlükleri ile bir çeşit parlemento diktatörlüğü kurmuş bir iktidardan gelinmedi mi ?

Vaktiyle Mustafa Kemal, "Bütün millet fikren, hissen, fiilen cephedeymiş gibi saymalıdır kendini; köyde, kentte, işinde, evinde, cephede savaşıyormuş gibi sorumluluk duymalıdır; Bütün varlığını sonuç almaya, başarıya adamalıdır; aksi halde savaş kazanılmaz, zafere layık olunamaz" temel görüşünü toplumumuza yerleştirmeyi başarmasaydı, Kurtuluş Savaşı kazanılmazdı ! 
Nitekim sayın Cumhurbaşkanımız, ülkenin içinde bulunduğu durumu Kurtuluş Savaşı öncesine benzeterek, "Milli Seferberlik'ten" bahsetmeye başlamıştır. Teşhise bir diyeceğimiz olamaz. Keşke Tarih bilincimiz olsaydı, tarihten ders alsaydıkta, ülkemize ve insanımza bu sıkıntılı, zor günleri yaşatmasaydık. Nereden nereye geldik. Bugün kü liderlerden bir Mustafa Kemal olmalarnı bekleyemeyiz. Zira bu bir çap meselesidir. Özenti süvarileriyle bugünlere geldik. Geçmişte çağın gidişini iyi okuyamayan Osmanlı yöneticileri 18 YY'dan itibaren ayaklarımıza kurşun sıka sıka tarihin mezarlığında yerini alırken, her canlının başına geldiği gibi ölümü tatmak zorunda kaldığını unutanlar, milletimizi ne kadar büyük sıkıntı içine soktuklarının farkına varmaları için milletçe daha ne yaşamamızı bekliyorlar ? 

Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarken koyduğu temel ilkeyi kendimize ışık yapalım. Atatürk diyor ki; "Biz  her aracı sadece tek ideal uğruna kullanırız. O ideal şudur; Türk Milleti uygar dünyada layık olduğu yeri almalıdır. Türkiye Cumhuriyeti sağlam temeller üzerinde yükselmelidir. Bu idealin tek düşmanı vardır.
 KEYFE BAĞLI YÖNETİM ! ONU MİLLİ HAYATIMIZDAN ÇIKARMALIYIZ..

Bu yazı 1928 defa okunmuştur .