Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
M.Emin BİÇEROL

M.Emin BİÇEROL

Yarış

13 Aralık 2016 - 13:38

Yolculukta okurum diye, iki Amerikalı yazarın YARIŞ adını taşıyan kitabını yanıma almıştım. Bolu'ya yaptığım otobüs yolculuğu sırasında okudum YARIŞ'ı. 

Toplumsal yaşamın yoğun olduğu otel, hava alanı, hastahane, hipodrom, arena, AVM gibi yerlerin romanını yazmak için çağdaş yazarlar ilginç incelemeler yapıyorlar, bu kitapta onlarda biri.

Diyebiliriz ki, ne olacak yani, bir takım meraklı adamlar cins atlar yetiştirirler, sonra onların sırtına 55-60 kilo gelen ufak tefek adamları bindirirler; Çoğu at sevmekten çok heyecanı ve kumarı seven renkli bir kalabalığın önünde atları yarıştırırlar. Öyle bir çağıldayışı vardır ki bu yaşam parçasının; İnsanlar için nasıl herşeyden önde bir önemi vardır. Bazıları için yaşamın gerçek anlamı değerini kazanır yarışta, Dünya sanki o geniş yeşil alan ve ondan başka bir şey değilmiş gibi gelir ! 
Her biri başka telden çalan yığınla insan şu bir kaç günden sonra yine çözülecek, kendi yaşamı ve düşüncesi doğrultusunda ayrı dünyalara yönelecektir. Yarış kazanılmış veya kaybedilmiş olacaktır. Kimi Jokeyi, kimi atı tutacaktır. Yarışı atın kazandığı mı doğru, yoksa Jokeyin kazandığı mı doğru ayrılmayacaktır.  Çünkü zaferde, yenilgide taraflara göre değişik bir durumdur. 

Kitapta tecrübeli bir jokey olan Gabe sevgilisine atın iyi olmasının yeterli olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Jokey'de iyi olacak; aynı atı, ustalığı farklı iki jokey ile yarışa sokarsan sonucunu görürsün. Yetenekleri farklı iki atı, aynı usta jokeyle yarışa soktuğun zaman da farkı görürsün.Demek ki, yarış bir uyum meselesi, bir mükemmellik seviyesidir. Fizik güçle aklın birleşmesidir. Atın gücünü ulaşılacak hedefe göre ayarlamasını ve kullanmasını bilmeyen bir jokey yarış kazanamaz. Her atın sırtına binende jokey olamaz. 
Okuduğum kitabın etkisiylemidir nedir, son haftaların hızla geçen olaylarına bir yarış ve olaylarda rol oynayan herkese bir 'jokey'miş gibi bakıyorum. 

Yarış kazanmak iddiasına sahip olmak demek olduğuna göre, kolayca geçileceklerini ve sonradan çok kötü duruma düşeceklerini bilenler yarışa giremezler, girmemelidir. 

Günümüz Türkiye'sinde; siyaset hipodromlarında seçim kazanamayan liderler, yarış kazanamayan jokeyler olmalarına karşın, ısrarla bindikleri atın sırtında yarış kazanmış gibi ortada gezinmelerine ne denir. ? Olsa olsa yüzsüzlük ! Bu liderler seçim kazanmış gibi partilerinin başında kalmaya devam ediyorsa ve bu başarısız siyasi jokeylerin arkasından seçmenleri onları alkışlamaya devam ediyorsa bu ahmaklık değilde nedir? Bu durumda hayatın içinde nerede olursak olalım; İnsan olarak, bir değerimizin olduğunu söyleyebilirmiyiz? 
Yeteneğinin sınırlarının farkına vararak, siyaset atının sırtından inen Erdal İnönü gibi jokeylere son yıllarda her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Sülük gibi bindiği atın dizginlerini elinden bırakmayan, bırakmamak için her türlü entrikayı kendisi için mübah gören siyaset çaçası olmuş jokeylerden kurtulmadıkça demokrasimiz yerinde sayacak, ülkemiz insanı refah, mutluluk ve huzuru görme şansını bulamayacaktır. Tuttuğumuz atı yarışa sokarken, üzerine bindirdiğimiz jokeyi (parti liderini) iyi seçmek durumundayız. 
İTTİHATÇILAR DA, hiç kuşkusuz vatanlarını seviyorlardı. Ülkeyi ve ulusu yükseltmeyi de istiyorlardı. 
Onların hayalci, bilgi ve tecrübeden yoksun yönetimleri ile varılan yenilgiden ve perişanlıktan kurtulmak için, MUSTAFA KEMAL erginliği gerekmiştir. MUSTAFA KEMAL'in önderliği, aklın ve çağdaş bilginin önderliğiydi. Yeteneksizliklerini duygusallık ile gizleyip MUSTAFA KEMAL'in başarısını sakatlamaya heveslenenler, atın gücünü başka birilerinden öğrenmiş özenti süvarileridir. Geçmişte televizyon ekranlarında böyle bir özenti süvarisinin düştüğü gülünç duruma 78 milyon insanımız tanık olmamışmıy dı ! 

İmre Sarkadi'nin KORKAK adlı hikayesi geliyor aklıma Eva, yaşamından nefret etmektedir, değiştirmek ister yaşamını, yeni bir düzen, yeni bir yöneliş, yeni bir aşk ister. Ama yapamaz. Cesareti yoktur yapmaya, Cesareti olmayınca da çürüme devam eder. Artık yaşam onun için bir çürüme, bir sürükleniş, bir katlanıştır. 
CESARETİ OLMAYANLAR, KATLANACAKLARDIR. ONLAR YARIŞTA OLAMAZLAR.. 

Bu yazı 2292 defa okunmuştur .