Uzun yıllar ülkemizin değişik yörelerinde Türk Milli Eğitimine öğretmen, yönetici olarak hizmet etmiş emekli meslektaşınız olarak ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZÜ en içten duygularla kutluyor, genç meslektaşlarıma başarı dileklerimi sunuyorum.
DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIM; Biz öğretmenler için diyorlar ki, Öğretmen ulusun kaderini elinde bulunduran, bayrağımızı ayakta tutan, vatan sevgisini gönüllere yerleştiren meçhul kahramandır. Cumhuriyetin kalbidir, peteğe bal veren arı, taşa can veren heykeltıraş gibidir. Yerine göre yatağına sığmayan nehirdir. Hayat yolcularının inip bindikleri bilgili, görgü istasyonudur, konup katlıkları ahlak ve karakter hanıdır. Manevi bir fabrikadır. En iyi kumaş dokuyan eldir. Ulu çınarların yetiştiği, en güzel çiçeklerin açtığı münbit topraktır. İnsan hayatını yönlendiren ilmen, bedenen, fikren gelişmesini sağlayan, yeniliklerin ve ilerlemenin anahtarıdır. Geceleri aydınlatan dolunay, gündüzlere hayat veren güneştir. Zulmü, cehaleti, karanlıkları boğan aydınlıktır. Söyledikleri ile yaptıkları birbirine uyan insandır. Beyni, gözü, gönlü, bir bütünlük içindedir. Sözüne, sohbetine, fikirlerine ve öğütlerine inanılan insandır. Tarafsız ve adildir. Cumhuriyetine gururla hizmet eden insandır. Öğretmen örnek insandır. Öğretmenlik sıradan bir meslek değildir. Her bilen, her öğrenen öğretemez, anlatamaz. Öğretmenlik bir sanattır. Öğretmenler öğrencileri için bir anne, babadır. Sevgi ve şefkat pınarıdır. Türkiye gerçeğini bilen kimsedir. Geliştirdiği meslek formasyonuyla, çağdaş dünyada olup bitenleri, yorumlayabilen genel kültür sahibi kişidir.
Biz öğretmenlere bu güzel duygu ve düşünceleri yakıştıran, annelere, babalara, Anadolu’nun güzel insanlarına faydalı olmak için çırpınan insandır öğretmen.
DEĞERLİ ÖĞRETMENLER; Bugün öğretmenler gününün 33. Yılını kutlayacağız. Eğitim ve öğretim insanla beraber vardı. Ancak onu derleyip toparlayan resmi kutlama ve anma günümüz 33 yıl önce başladı. Elbette bu kutsal mesleğin insanları bu günü taçlandıran, eski Milli Eğitim Bakanlarımızdan Korgeneral Hasan SAĞLAM Paşayı hayırla yadetmek biz öğretmenler için bir borçtur. Hiç şüphe yok ki öğretmen vefakardır, kadirşinastır. Öğretmenler Günü iki bakımdan önemlidir. Birincisi, Mustafa Kemal Atatürk’ün, MİLLET MEKTELERİ BAŞÖĞRETMENLİĞİ’ni kabul buyurdukları 24 Kasım 1928 tarihinin yıldönümü oluşudur.
İkinci Önemli husus; Menşe (köken) ayrılıklarını ortadan kaldıran, öğretmenlerin birlik ve beraberliklerini sağlayan 24 Kasımların her yıl öğretmenler günü olarak kutlanmasının yasallaştırılmasıdır.
Emekliye ayrılmış biz öğretmenler bugünde gururluyuz, mutluyuz, Eziklik duymuyoruz. Çünkü bu günlere ulaşmada, her emekli öğretmenin payı olduğu inancını taşıyoruz. Öğretmen emeklisinin söylediği her söz tecrübenin ürünü, alınacak bir hisse ve ders vardır.
DEĞERLİ ÖĞRETMENLER; Anadolu insanı öteden beri öğretmenine sevgi ve saygı beslemiştir. Öğretmenine güvenmiştir. Öğretmeni yüceltmiştir. İtibar sıralamasında, her zaman kendisine en başlarda yer bulmuştur.
Yazdıklarımın burasında, sizlere bir öykü anlatacağım. Anadolu’nun bir kasabasında, dükkana gelen birisi bir şeyler aldıktan sonra, “YAZ BEY AMCA, BEN SONRA GELİR PARASINI VERİRİM.” Der ve çeker gider. Dükkan sahibi de açar veresiye defterinin bir sayfasını, adını sanını bilmediği için, “ÖĞRETMENE BENZER BİRİYDİ” diye yazar. Olanaları daha sonra dükkana gelen oğluna anlatır. Oğlu, “Baba Nasıl Tanımadığın Bilmediğin Birine Mal Verirsin” der. Baba, sakin sakin, “ BİR ŞEY OLMAZ OĞLUM, MERAKLANMA SEN, ÖĞRETMENE BENZER BİRİYDİ. GELİR BORCUNU VERİR” der. Alış veriş yapanın daha sonra bir öğretmen olduğu anlaşılır. Öğretmen kısa bir süre sonra gelip borcunu öder. Çocukları Sorarlar, “BABA ÖĞRETMENE BENZER BİRİSİ NASIL OLUYOR” derler. Adamcağız evlatlarına, “ÖĞRETMEN DOĞRUDUR, HAKSEVERDİR, ONLARDAN KÖTÜLÜK GELMEZ, ONLAR KİR GÖTÜRMEZ, ONLAR AKAN SULAR GİBİ TERTEMİZDİR.” Der. Anadolu insanının Türk öğretmeni hakkındaki duygu ve düşüncelerini anlatan bundan güzel öykü olurmu?
DEĞERLİ ÖĞRETMENLER; Şimdi de Ulu Önderimiz Atatürk’ün bir söylevinde ifadesini bulan, “DÜNYANIN HER TARAFINDA ÖĞRETMENLER, TOPLUMLARININ EN FEDAKAR, EN SAYGIDEĞER UNSURLARIDIR.” Buyruklarını çok güzel teyit eden, anlatan sizlere sunuyorum. Nu mektup Amerika’nın Florida eyaletinin Valriko kasabasında bir okulun aile birliğine üye bayan Linde KİSPERT’e aittir. Mektubu dikkatlerinize sunuyorum.
ÇOCUĞUMUN ÖĞRETMENİNE MEKTUP
Bu çocuğumun sizin sınıfınızda olacağını öğrendiğim zaman, sizi önceki öğrencilerinizin anne ve babalarına soruşturdum. İyi bir öğretmen olup olmadığınızı, sınıfta çocuklarla birlikte olmaktan zevk alıp almadığınızı, öğrencilerinizi hayal kırıklığına uğratmadan, mücadeleye davet edip etmediğinizi bilmek istedim. Sonrada sizin benim çocuğumu önceki öğretmenlerinden soruşturup, soruşturmadığınızı merak etmeye başladım. Çocuğum “İYİ BİR ÖĞRENCİ MİYDİ”, dürüstmüydü, onun sınıfta bulunması memnuniyet vericimiydi. O hayal hayal kırıklığı mı, yoksa mücadele arzusu uyandırıyor muydu.
Sanırım yapılacak en iyi şey; çocuğumun ve sizin çalışma yöntemlerinizi ve ortak ilişkilerinizi ve geliştirmenize izin vermektir. Ne siz mükemmelsiniz, ne de benim çocuğum. Anlıyorum ki, çocuğumun yetişmesinde en büyük sorumluluk bana aittir. Fakat bunu benimle paylaşıp, paylaşmayacağınızı merak ediyorum. Siz çocuğumun öğrenme isteğini harekete geçirme ve zihinsel yeteneklerini en üst düzeyde geliştirmesini teşvik etmede temel faktörüsünüz. Ayrıca çocuğumun bana, size ve kendisine karşı, bu öğretim yılının fırsatlarının çoğundan yararlanmak gibi bir sorumluluğu olduğunun da farkındayım. Çocuğum benim için çok özeldir. “Onun öğretmeni olduğunuz için sizde çok özelsiniz.”
Değerli Öğretmenler; Amerikan vatandaşı Linda KİSPERT’in mektubunda ifadesini bulduğu gibi, sizler çok özel bir mesleğin mensupları olduğunuzu unutmadan örnek olmaya devam etmelisiniz. Bu duygu ve düşünceler ile ebediyete intikal etmiş eğitimcileri rahmetle anıyor, bütün meslektaşlarımı saygıyla selamlıyorum.





YORUMLAR