"DAYANIŞMA YAŞATIR, MÜCADELE...
Reklam
Reklam
Reklam

"DAYANIŞMA YAŞATIR, MÜCADELE KAZANDIRIR"

8 Mart Kadın Dayanışma Derneği, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” dolayısıyla 25 Kasım Çarşamba günü saat 14.00´te yeni hizmet binasında basın açıklaması düzenledi aynı zamanda yeni dernek binasının açılışı da gerçekleştirildi.

"DAYANIŞMA YAŞATIR, MÜCADELE KAZANDIRIR"

8 Mart Kadın Dayanışma Derneği, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” dolayısıyla 25 Kasım Çarşamba günü saat 14.00´te yeni hizmet binasında basın açıklaması düzenledi aynı zamanda yeni dernek binasının açılışı da gerçekleştirildi.

25 Kasım 2020 - 16:54

Basına ve kamuoyuna hitaben gerçekleştirilen basın açıklamasını Manisa Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu Avukatı Tuğba Lale okudu. Av. Tuğba Lale tarafından okunan basın açıklamasında “BASINA VE KAMUOYUNA;
25 Kasım 1960; üç kadının katledildiği kara gün. Orta Amerika yakınlarında, Karayiplerde yer alan bir ülke olan Dominik Cumhuriyeti 1960´lı yıllarda diktatör Trijillo´nun  baskısı altında iken; eşleri ile birlikte diktatörlüğe karşı çıkan Mirabel Kardeşler mücadelenin sembolü haline gelmişlerdir.
Baskıcı rejime karşı ayaklanmaları sebebiyle eşleri hapishanede olan üç kız kardeş; eşleri ile görüştükten sonra hapishane dönüşü, diktatör askerlerinin tecavüzüne uğramışlar ve ardından uçurumdan atılarak canice katledilmişlerdir.
Kardeşlerden birinin kod adının Kelebek olması sebebiyle ‘25 Kasım KELEBEKLER GÜNÜ´ olarak da bilinir.
1981´de Kolombiya´da bir araya gelen Latin Amerikalı ve Karayipli Kadınlar Kongresi´nde; 25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü´ olarak belirlendi. Latin Amerika kadınlarının bu kararı ile kadınlar diktatörlüklere, baskı ve zulüme karşı cephe aldı. 1999´da ise Birleşmiş Milletler bu günü resmi olarak ‘KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULASLARARASI MÜCADELE GÜNÜ´ ilan etti. O gün bu gündür 25 Kasım tüm dünyada kadına karşı şiddete dur demek için, bir kadında daha farkındalık yaratabilmek için çırpınan binlerce, milyonlarca kadın tarafından anılıyor.
1979 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulu tarafından kısa adı CEDAW olan ‘KADINA KARŞI HER TÜRLÜ AYRIMCILIĞIN YOK EDİLMESİ SÖZLEŞMESİ´ kabul edildi. Fransız Devrimi sonrası dünyada eşitlikçi anayasalar ve kanunlar kabul edilse de ne yazık ki kanunen eşit kabul edilen kadınlar için bu düzenlemeler yeterli olmadı. Bu sebeple kadın özel olarak koruma altına alındı. Birleşmiş Milletler´e üye devletlerce imzalanan sözleşme kadına karşı her türlü ayrımcılığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Ana Yasamıza(AY) 2004´te ‘Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.´  hükmü, 2010 yılında ise  ‘Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.´  hükmü eklenmiştir. Böylece kadınlara karşı pozitif ayrımcılık AY ile güvence altına alınmıştır.
2011 yılında İstanbul´da toplanan ‘Avrupa Konseyi KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET VE AİLE İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ VE BUNLARLA MÜCADELEYE İLİŞKİN AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ´Nİ hazırlamıştır, bilinen ve kısa adı İSTANBUL SÖZLEŞMESİ´DİR.
Türkiye bu sözleşmenin ardından 6284 sayılı ‘AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN´u yürürlüğe koymuştur.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesinin anahtar unsuru kadınlar ve erkekler arasındaki yasal ve fiili eşitliğin gerçekleşmesidir. Modern çağ olarak nitelendirdiğimiz günümüzde dahi kadın ikincilleştirilmekte ve her türlü şiddete maruz kalmaktadır. Bu şiddetin önünün alınması için kadın ile erkeğin eşit yasal haklara sahip olması yetmiyor.  Kadına şiddetin sonlanması için öncelikle kadını ikincilleştiren zihniyetin yeniden yapılandırılması şart. Kadın ve erkek arasında fiili eşitlik sağlandığında kadına şiddet son bulacak. Her yeni güne yeni bir kadın cinayetiyle uyanmamamız için, her gün taciz ve tecavüz haberleriyle yüreğimizin burkulmaması için, çocuk istismarlarını sonlandırabilmemiz için kanunların değişmesi yetmiyor. Değişmesi gereken toplumdaki zihniyettir.
Her birimiz için vazgeçilmez olan Akhisar´da, Akhisar´ımızda son bir yılda üç kadın cinayete kurban gitti. Eşleri tarafından canice katledilen kadınlar gerilerinde gözü yaşlı ailelerini bıraktılar. Her bir vakayı; Manisa Barosu Kadın Ve Çocuk Hakları Komisyonu ve 8 Mart Kadın Dayanışma Derneği olarak takip ediyoruz. İki kadın cinayeti dosyasında da yerel mahkeme sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Diğer davanın yargılaması devam ediyor.
2018 yılında 6284 sayılı ‘AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN´ kapsamında adli mercilere 654 kadın başvuru yapmış ve Akhisar Aile Mahkemesi tarafından 487 koruma kararı verilmiştir.
2019 yılında adli mercilere 662 kadın başvurmuş, 471 kadın hakkında Akhisar Aile Mahkemesi tarafından koruma kararı verilmiştir.
2020´ye geldiğimizde ise 24 Kasım 2020 tarihine kadar 824 kadın şiddet mağduru olarak adli makamlara başvurmuş 672 kadın hakkında koruma ve tedbir kararı verilmiştir.
Bu sayılar kadına şiddetin arttığının göstergesi olsa da aynı zamanda kadınların her geçen gün bilinçlendiğinin de kanıtı.  Kadınlar şiddetin sadece fiziksel olmadığını, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddetin de olduğunun farkına vardı. Amacımız bilinçlenmeyen tek bir kadın bırakmamak. Aile korunsun ancak korunan aile içinde kadın ikincilleştirilmesin, yönetilmesin, sesi kesilmek için şiddete maruz bırakılmasın.
Basında, sosyal medyada, hayatın her alanında cinsiyetçi söyleme dur diyoruz. Kadın hakları yok sayılamaz, kadın susturulamaz. Biz kadınlar olarak; yaşımız, dini inancımız, siyasi düşüncemiz, kıyafet seçimimiz, hayat tarzımız her ne olursa olsun söz konusu haklarımız olduğunda tek yüreğiz. Biliyoruz ki ‘DAYANIŞMA YAŞATIR, MÜCADELE KAZANDIRIR.” ifadeleri yer aldı. Avukat Tuğba Lale´nin konuşmasını tamamlamasının ardından 8 Mart Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Ayşen Erkanlıoğlu Uçar yeni dernek binası ve yeni yeri üzerine açıklamalarda bulundu. Dernek Başkanı Uçar yaptığı konuşmada “8 Mart Kadın Dayanışma Derneği olarak daha önce Boz Kardeşler pasajındaki dernek binasında faaliyet gösteriyorduk. Pandemi sürecinde duyduğumuz ihtiyaçtan dolayı dernek binamızı değiştirmek durumunda kaldık. Bu yıl bu dernek binamıza, İstanbul Aydın Doğan Vakfı´ndan bizlere atölye kurabilmek üzere 3 adet makine hibe geldi. Bununla birlikte burada atölyemizi de oluşturduk. Dernek binamızı değiştirdik. Avukat arkadaşlarımızla birlikte burada danışmanlık hizmeti veriyoruz. Yeni binamızda bu görüşmeleri sağlayabilmemiz için bir odaya sahibiz. Günlük oturma alanlarımız var. Atölyemiz var. Geri dönüşüm ile ürettiğimiz eşyalarımız, butik atölyemiz de mevcut ve burada üyelerimizin ürettiği ürün ve eşyaları sergileyebiliyoruz.  Açık adresimiz Paşa Camii ve Sarı Ahmet Paşa Aş Evi´nin arka sokağı, Şeyh İsa Mahallesi 77 sokak numara 9.” ifadelerini kullandı.


Bu haber 1857 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Başkan Ergün Maden Şehitlerini Andı
Başkan Ergün Maden Şehitlerini Andı
Doğa yürüyüşlerinde 10.hafta rota Karaköy parkuru oldu!
Doğa yürüyüşlerinde 10.hafta rota Karaköy parkuru oldu!