Hizmet Tespit Davası-Hak Düşürücü Süre
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Av. Erdoğan Kaya

Av. Erdoğan Kaya

Hizmet Tespit Davası-Hak Düşürücü Süre

14 Eylül 2015 - 11:02

Hizmet akdinin(hizmet sözleşmesi) tanımı, 6098 s. Borçlar Kanununun 393 üncü maddesinde yapılmıştır. Buna göre; “ Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. ” şeklinde tanımlanmıştır.

5510 s. Kanun`da hizmet akdine bağlı çalışanların 4/1-a(SSK)lı sigortalısı olacakları açıklanmıştır. Hizmet akdine dayalı olarak çalışan 4/1-a(SSK) sigortalılarının, SGK`ya sigorta bildirimlerini yapma yükümü ise 5510 s. Kanunun “Sigortalı bildirimi ve tescili” başlıklı 8 inci maddesine göre işverenlerine yüklenmiştir.

Kural olarak işveren, hizmet akdine dayalı olarak çalışan işçinin bildirimini çalışmaya başladığı günden önce yapması gerekir(İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde çalışanların bildirimleri en geç çalışmaya başlatıldığı gün ve bazı özel durumlarda çalışmaya başladığı tarihten itibaren 1 aya kadar çıkabilmektedir.).

Ancak bu yükümlülük işverenlerce pek çok kez ihlal edilebilmektedir.  Sigortasız çalıştırma ya da çalışmaya ilişkin bildirimlerin eksik yapılması, hizmet akdine dayalı çalışanların çalışma hayatında yaşadıkları problemlerin başında gelmektedir.

Şunu belirtmek gerekir ki hizmet bildirimlerindeki bu sorun 3 şekilde ortaya çıkabilmektedir. Buna göre; çalışmaya ilişkin hiç bildirim yapılmaması, çalışma günlerinin eksik bildirilmesi ya da bildirim yapılmakla birlikte prime esas kazancın eksik gösterilmesi şeklinde olabilmektedir.

İşverenin, hizmet akdine dayalı olarak çalışan kişinin bildirimini yapmaması halinde işçinin hizmetlerinin SGK kayıtlarına işlenebilmesi için iki ihtimal ortaya çıkmaktadır. Buna göre; 1- Çalışmaların SGK tarafından tespiti, 2- Hizmet tespit davası açılması, şeklinde olabilmektedir. Ancak SGK tarafından çalışılan sürelerin tespiti halinde en fazla tespitin yapıldığı tarihten geriye yönelik bir yıllık süreye ilişkin kısmı dikkate alınır. 1 yıldan fazla bildirimi yapılmamış süre var ise çalışanın bu süreyi SGK kayıtlarına işletebilmesi için yine hizmet tespit davası açması gereklidir.

Hizmet tespit davasına ilişkin düzenleme 5510 s. Kanunun 86 ıncı maddesi ile düzenlenmiştir. Maddede; “Aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır. ” denilmiştir.

Hizmet tespit davası neden açılır?

Hizmet tespit davası, hizmet akdine dayalı olarak çalışan bir kişinin sigorta bildirimlerinin işvereni tarafından yapılmaması ya da eksik yapılması ve bu durumun SGK tarafından tespit edilememesi nedeniyle açılır.

Hizmet tespit davasının konusu nedir?

Hizmet tespit davasının konusu, hizmet akdine dayalı olarak çalışan kişinin prim gün sayısının ya da sigortalı günleri bildirilmekle birlikte prime esas kazancının eksik bildirilmesi durumunun dava yoluyla tespitidir. Dava yoluyla bu durumun ispatı halinde ilgili durum SGK kayıtlarına bu doğrultuda kaydedilir.

Hizmet tespit davası kime/kimlere karşı açılır?

Hizmet tespit davası, çalışanın hizmet bildirimlerini yapmayan/eksik yapan işverene karşı açılır. 6552 s. Kanunun 64. maddesi ile 5521 s. İş Mahkemeleri Kanununun 7 inci maddesinde yapılan değişiklik ile birlikte SGK, davada işverenin yanındaferi müdahil” olarak davaya katılır. İlgili düzenleme öncesinde SGK, hizmet tespit davalarında davalı işveren ile birlikte davalı tarafta yer almaktaydı. Ancak yapılan değişiklik ile SGK`nın hizmet tespit davalarındaki davalı sıfatı sona erdirilmiştir.

Davanın açılma süresi nedir?

Hizmet tespit davası, 5510 s. Kanunun 86. maddesi gereği 5 yıllık süre içerisinde açılması gerekmektedir. 5 yıllık sürenin başlangıcı, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlar ve davanın takip eden 5 yıl içerisinde açılması gerekir. 5 yıllık süre hak düşürücü niteliktedir. Dolayısıyla 5 yıllık dava açma süresinin kaçırılması halinde, bu husus davalı tarafça ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen gözetilmektedir. Kanaatimizce bir kısım işçilik alacakları dahi 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi tutulmuşken, hizmet tespiti davasının 5 yıl gibi kısa bir süreyle sınırlı olarak ve hak düşürücü süre niteliğinde sınırlandırmaya tabi tutulması Anayasa`daki temel hak ve özgürlükler arasında sayılan “sosyal güvenlik hakkı”nın özünü ortadan kaldırıcı nitelik taşımaktadır. Dolayısıyla en azından 10 yıllık süreye tabi tutulması gerekmektedir.

 

Çalışanın vefatı halinde, mirasçılar için dava açma süresinin başlangıcı, vefat tarihinden önce 5 yıllık sürenin dolmamış olması şartıyla çalışanın vefat tarihidir(Yargıtay 21. H.D.`nin 11.07.2005, 3052/7320 s. kararı).

Ancak 5 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeyeceği hallerde söz konusudur.

Yargıtay 21. H.D. konuya ilişkin olarak vermiş olduğu bir kararda; “… aylık sigorta primleri bildirgesi (SSİ Yön. Madde 16), dört aylık sigorta primleri bordrosu (SSİ Yön. Madde 17), sigortalı hesap fişi (SSİ. Yön. Madde 18) vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması halinde artık Kanun'un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. ” yorumunu yapmıştır(2013/15831 E. , 2014/15151 K. s. ve 26.06.2014 tarihli kararı).

Yargıtay 21. H.D. vermiş olduğu bir kararında; “Ayrıca çalışma kesintisiz ise, bildirim yapılan tarihten önceki dönem yönünden de hak düşürücü süre oluşmayacaktır.  ” şeklinde değerlendirme yapılmıştır(2014/3200 E. , 201574200 K. s. ve 05.03.2015 tarihli kararı).

www.gurselavukatlik.com

Av. Erdoğan KAYA

Bu yazı 4139 defa okunmuştur .

Son Yazılar